İstanbul’da bir rakun

Bundan bir önceki yazımda (link veremeyeceğim vallahi. Ayrıca bulmak zor değil, bugün niye tripliyim??)

Ne diyordum? Bundan bir önceki yazımda doktoraya başlayacağımı yazmıştım. Haliyle kayıt olmak için İstanbul’a gittim. Bir gece öncesinden sıkıntı bastı bana. “Öf, işin yoksa 5de uyan, hazırlan” (e evet işimden izin aldım, yani işim yok. Hazırlanmakta ne var bir kot bir t-shirt, güneş gözlüğü, çanta, gerekli belgeler falan zaten önceki günden hazır, bitti gitti işte),

“kahvaltı et (me)” (çünkü sabahın köründe midem bulanıyor), “sonra havaalanına git” (kıyamam bıbıcım bırakıyor. Sanki kendim gidiyorum). Söylene söylene yattım uyudum.

İstanbul’la aramda bir sevgi-nefret ilişkisi var. Uzun bir süre gitmeyince İzmir’deki hayatıma o kadar alışıyorum ki, elimde olsa İstanbul’un i’sini duymayacağım. Ama tabii havaalanında iner inmez bana bir şeyler oldu haaaanıığm koş! 

Her zamanki gibi, “uçuşlarımızda elektronik sigara dahil sigara içilmediğini hatırlatır, iyi uçuşlar dileriz” kısmına gelmeden uyudum! Çünkü neden olmasındı? Niye uyumayacaktım ve dahası uyumayıp ne yapacaktım? Tamam bulutlar tombik ve beyaz ve puf puf ve yumuşacık ve ferah ve şeker gibi ama… (ulen niye izlemedim ya).

Uçaktan indik (sırt çantam ve ben), koşa koşa metroya. Kendi kendime rakunca dedim ki “şimdi üniversitede kahve içip ayılmak isteyeceğim (isticem dedim tabii kendi kendime isteyeceğim diye mi konuşuyorum sandın?). Heh o yüzden bozuk para lazım makinaya atmak için. Bu durumda Rakunun yanında bütün para varsa,  ikimizin yaşları toplamı kaçtır ve bir musluk minicik bir havuzu kaç saatte doldurur?? Ehu ehu diyerek büfeye koştum. Su alıp hem bütün parayı hem büfedeki kardeşin sinirlerini sabah sabah bozduktan sonra metro bekemeye başladım. Şimdi ben bu ayrıntıyı niye anlattım? İzmir’de olsa asla aklıma gelmezdi bunu yapmak. Kahve makinasının önünde “eke eke” diye kalırdım. Ama kendi başına olunca böyle minik şeyler bile aklına geliyor insanın.

Metroya bindim, sonra… uyudum. Yine uyudum yani hem de söylemesi ayıp pek güzel uyudum hem de yani öyle güzel uyudum ki maşallah öyle uyudum (durağı kaçırmaya 5 kala indim). Aksaray anonsunu hayal meyal hatırlıyorum yanımdaki teyzeye “ehu pardon acil inmem lazım benim!” diyerek capraz uzattığı tombiş bacaklarının üstünden uyku sersemi atladım. Muhtemelen büfedeki kardeşten sonra ikinci hayır duamı(!)da böylece almış oldum..

Sırada ne var? Taksi! Bilen bilir, karşıdan karşıya geçmek hep bir macera benim için. Yine önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa ve sola ve sağa ve sola ve sağa bakarak karşıya geçtim (kendimi attım). Tam taksilere el sallarken bir adamın taksimi çalmaya çalıştığını fark ettim! Normal bir gün olsa hadi neyse ama enstitüye gidip kayıt olacağım gün…. yoo dostum yoo… Ben bu sabah 5de kalktım! “ıhım” diye bir ses çıkararak çapraz adımlarla adamın önüne geçtim. Büyük bir havayla taksinin kapısını açıp oturdum oh bu da tamam.

Devamı bir sonraki postta. Neden? Bu çok uzun oldu çünkü…

Reklamlar

One thought on “İstanbul’da bir rakun

  1. Rakun içimde seni tanısam çok severdim gibi bir his oluşuyor okudukça. İnsanların gündelik telaşları ancak bu kadar güzel anlatılır. Bravo☺

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s