Rakunçay

Şimdi önce şunu söyleyeyim, rakunlar çay yapabilir. Şunu da söyleyeyim, bu yazının tez yazmak istemememle hiçbir alakası yoktur. Bu yazıdaki fincan, tarçın ve mumlar tamamen hayal ürünüdür, gerçeklikle bir bağlantısı yoktur, benzerlikler tesadüfidir. Hayır hayır bu çayı gerçekten yaptım (dengesizrakun). Hatta ders çalışmaktan kaçmadığıma kanıt olarak ilk resimdekiğ bilgisayar kablosuna bakın (hatta dipnot, bkz. Kablo,… Read More Rakunçay

Gıybetşinas’ın dönüşü

É dönüşüm böyle olmayaydı iyiydi (tamam Gregor Samsa gibi de ‘dönüşmedim’ ama yine de tatsız bir dönüş). Halbuki ben de isterdim şöyle şaaşaaaalı bir dönüşüm olsun yuvaya, rengarenk bir rakun olarak gelip yazayım. Olmadı. Ananem çok kötü, tezim bitmiyor ve birkaç başka sorun. Daha birkaç gün önce elimdekilere mızmızlanırken bugün onları arıyor olmam é hoş… Read More Gıybetşinas’ın dönüşü

Aslında sorun…

Ananemle aramızda haksız ve eşit olmayan bir savaş olması. Biz bilinçli o bilinçsiz. Vicdan azabimiz bundan. Bunu bilmemize rağmen bilincimiz ve tahammül sınırımız var. Onun bilinci yok ve tahammül sınırı yok. Sınırsız bir devletin sınırları içinde çatışıyoruz. Vicdan azabı çekiyorum. Bu yeni haline hoşgörü gösteremedim diye. Uzaklaştım ondan. Sevgim azaldı itiraf etmek zor. Kendime kızıyorum.

gel demedim ki

Şimdi şu şarkıyı odamda, tepemde dönen pervanenin serinliğiyle tez yazmaya debelenirken değil de, en yakın arkadaşlarımla deniz kenarında yemek yerken dinleyebilseydim. Rüzgar esseydi (hani şu hüzünlü esen), deniz koksaydı (evet evet bildin, yine o hüzünlü kokan), balık gelseydi (büyük ama. Kılçıkları kolay çıksın. Çekirdekleri salataya düşmesin diye limona sardıkları tülü de çıkaralım ayrıca abi limonun… Read More gel demedim ki

Şuraya hüzünlü bir rakun çizelim

Allah baba beni yaratırken hüznümü fazla koymuş, başka bir açıklaması olamaz yani 😀 Masaya gelen garsona bahşiş bırakıldığı için gözleri dolan bir ben miyim be? (hemen arabeske bağlıyorum burada) ”Adam evine ekmek götürüyor. Keşke bizim tabaklarımızı toplamasa. Ben kendim kaldırsam” falan diyesim geliyor (ha evde kaldırmıyorum, konumuz o değil. Konumuz o mu şimdi? Allahallah). Ya… Read More Şuraya hüzünlü bir rakun çizelim

Manisa

Geçen haftalarda, eve dönerken Manisa’ya uğradık. Manisa hiç iyi gelmedi. Manisa yine bağırdı “ben senin için ayrı bir şehrim. İstediğin kadar uzaklaş, kardeşin elimde. Hayatının kilometre taşlarını bir ben bir de Ankara döşedi. Teyzenlerin evinin odalarındaki eşyaların hafızalarından tut, sokaklardaki eski zaman kokusuna, karşı kaldırımdaki fırında satılan nohut mayalı simitten, hava karardığında dağların sislenmesine kadar hepsini hatırladığını… Read More Manisa

Memnuniyetsiz Giritli’nin Maceraları Vol 5

Bazen ananemin eski halini hatırlıyorum (ne garip eskiden sürekli o eski haliyle yaşarken, şimdi normal olan hasta hali gibi yer etti kafamızda, insan her şeye alışıyor) dizi izlerken “şimdi hiç hoş mu bunlar, allaşşkına Rakun sen bi söyle yani, ne biçim mesajlar bunlar” diye diye izlerdi. Kibarlıktan da kırılırdı. Yıllarca -çocukları da olsa- başkalarının evinde… Read More Memnuniyetsiz Giritli’nin Maceraları Vol 5